Hepimizin sürt kutusunu açık koklayarak bozulup bozulmadığını kontrol ettiğimiz zamanlar olmuştur ve kokunun önemi özellikle yemekler söz konusu olduğunda çok fark edilmektedir. Küresel su, enerji ve bakım çözümleri tedarikçisi NCH Europe'un başkanı ve CEO'su Bernard Daymon'ın açıkladığı gibi kötü bir atık su yönetiminin yol açtığı kötü kokular ve diğer sorunlar gıda ve meşrubat üretimi işletmelerinde çeşitli sorunlara yol açabiliyor.

Aldığımız tatların yaklaşık %80'inin kokudan kaynaklandığını biliyor muydunuz? Bu yüzden burnunuz tıkalıyken yemeğin tadını alamazsınız. Koku duyumuz aynı zamanda gıda ürünlerinde çürümeyi tespit ederek ondan uzak durmamızı sağlayan bir güvenlik mekanizması görevi görmektedir.

Bu yüzden, muhtemel bir müşteriye gıda işleme tesisinizi gezdirdiğinizi ve bu sırada sürekli 'çürümüş' gıda maddesi kokusu aldıklarını düşünün. Siz bu kokunun sizden gelmediğini biliyor olabilirsiniz, ancak onlar bilmeyecektir. Kokunun yağ kapanlarınızda ve direnlerinizde birikerek çürüyen organik parçacıklardan geldiğini bilseler bile bu durum, onların satın almaktan vazgeçmelerine neden olabilecektir.

Kötü atık su yönetimi, gıda ve meşrubat imalatçıları için kötü kokular, tıkanmalar, artan maliyetler ve olası cezalar dahil çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Şeker, yağ, reçine, süt, protein ve gıda parçacıklarının atık su sistemlerine girdiği dikkate alındığında karşılaşılabilecek sıkıntılar pek şaşırtıcı değildir.

Bütün bu kirleticiler, atık su tesislerinde yüksek seviyelerde biyolojik oksijen ihtiyacı ile birlikte tıkanmalara, kötü kokulara ve aşırı yüklere neden olmaktadır. Bu tür şeyler hem tesislerin kapalı kalması nedeniyle işletmelerin para kaybetmelerine hem de devlet kurumlarının ve yerel kuruluşların para cezalarına ve diğer cezalara çarptırılmalarına neden olmaktadır.

Bu sorunlara yönelik yaygın olarak sunulan çözümlerin çoğu gerçekte işe yaramamaktadır. Örneğin pompalama yoluyla bir yağ filtresinin temizlenmeye çalışılması hayvani ve bitkisel yağların, makine yağlarının ve greslerin diren hattında birikmesini önlemeyecektir. Ayrıca, atık su ile ilgilenmek için kullanılan pek çok biyolojik ürün durağan durumdadır, yani aktif hale gelmeleri için saatler gerekmektedir; başka bazı ürünler ise sadece atığı sıvılaştırıp sorunu çözmemekte, sadece tahliyesini sağlamaktadır.

Bu sorun çok yaygın bir hale gelmeye başladığı için hükümetler ve yerel idareler işletmelerin belediye arıtma tesislerine gönderdikleri atıklar ile ilgili çok sıkı kurallar getirmektedir. Bunun nedeni hayvani ve bitkisel yağ, makine yağı ve greslerin yüksek seviyelere ulaşması, kanalizasyonlarda tehlikeli kimyasal birikmelerin oluşması ve bunların, çevreye zarar vermeden önce giderilmesi için yerel yönetimlerin çok fazla para harcamasını gerektirmesidir.

Ancak bütün bu sorunlara NCH Europe'un sunduğu BioAmp gibi bir sistem yoluyla kolayca değinilebilir. Sahada kurulan bu bilgisayar kontrollü mikrobiyal fermantasyon ünitesi doğruca diren hatlarına, yağ kapanlarına ve terfi istasyonlarına doğal olarak meydana gelen, aktif bakterileri sunmaktadır. Doğal olarak meydana gelen bakteriler anında hayvani ve bitkisel yağları, makine yağlarını ve gresleri ve diğer organik atıkları parçalamaya başlayarak tıkanıklıkları ve kokuyu giderir.

Sistem, en yeni PLC teknolojisi kullanılarak otomatik kumanda edilmektedir ve bir GSM bağlantısı sayesinde anahtar işlevleri uzaktan kumanda edilebilmektedir. FreeFlow bakterileri gıda işleme alanlarında ve çevrelerinde tüm Ulusal Sanitasyon Vakfı (NSF) kullanım onaylarını karşılamaktadır.

Atık su yönetimine yönelik çevre dostu bir yanıt kullanan gıda ve meşrubat imalatçıları paradan tasarruf edebilir, atıkları azaltabilir, cezaları önleyebilir, tıkanmaları engelleyebilir ve verimsiz alternatiflerin yol açtığı kötü kokuyu ortadan kaldırabilirler. Şimdi uyanmanın ve kahvenin kokusunu içine çekmenin tam sırası - atık suyun değil!